Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/1

21.10.2019
825
A+
A-
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/1

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite üzerine yeni bir seriye başlıyoruz. İki bölüm halinde yayınlanacak olan yazımızın bugün ilk bölümüyle karşınızdayız. İyi okumalar diliyoruz.

 

NE İSTİYORUZ?

BİBLO MU, ÇOCUK MU?

Hareket etmek, mekânların fiziki sınırlarını keşfetmek ve bedensel yeterliliklerini tanımak bir çocuk için sağlıklı gelişimin yansıması olarak görülmelidir. Aksi halde; güzel giysiler içerisindeki cansız mankenlerden ibaret sessiz sınıflar ve evler beklemiş oluruz. Oysa çocukluk; insanlık tarihi boyunca yaratıcılığı, dinamizmi ve merakı temsil etmiştir.

Öğrenme ortamlarına, ailelerin yaşam biçimlerine ve yetişkin tutumlarına göre düzeyi değişkenlik göstermekle birlikte; “uslu çocuk” kavramı adeta genel geçer bir beklentiyi vurgular. Bu sınırı zorlayan çocuk , “yaramaz” veya “hiperaktif” etiketleriyle karşı karşıya kalabilmektedir. Etiketleme ise davranış sorunlarının kaynağını genellikle ve sadece çocuğa indirgeyen, çocuk dışındaki çevresel koşulların sorgulanmasının önünü tıkayan bir yaklaşımı beslemektedir. Buna karşın; bireysel farklılıklara duyarlı, esnek ve gelişimsel odaklı yetişkin tutumları kazan-kazan anlayışının hayata geçmesini sağlayacaktır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite kavramları tanımlamalarda her ne kadar yapışık ikizler şeklinde algılansa da iki kavramı ayrı ayrı ele almak daha doğru olacaktır. Hiperaktivite; bireyin ev ve okul gibi yapılandırılmış veya yapılandırılmamış farklı ortamlarda, akranlarına kıyasla “aşırı hareketli” olması biçiminde özetlenebilir. Ancak unutulmamalıdır ki aşırı hareketliliğe ilişkin yorumlar ve kabuller, kültürden kültüre ve yetişkin tutumları arasında belirgin farklılıklar sergileyebilmektedir. Özellikle yapılandırılmış öğrenme ortamlarındaki etkinliklere ilişkin dikkat süresinin çok kısa veya kesintili olması ise “dikkat eksikliği olarak” ele alınabilir. Bu iki güçlük bazı bireylerde birlikte gözlenebileceği gibi, herhangi birisi daha belirgin de olabilir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite güçlükleri söz konusu olduğunda; göreceli bakış açısına dayalı ilk çatışmalar genellikle çocuğun okul öncesi eğitime başladığı döneme denk gelmektedir. Bu problemler, tıbbi tanılama kriterlerinde yer almasına rağmen ebeveynlerin tanılama süreçlerine direnmeleri veya çocuk gelişimine yönelik profesyonel izlemelerin ihmal edilmesi nedeniyle okul çağına kadar ayırt edilemeyebilir. Zamanı etkin kullanma, sıra bekleme, kuralları takip etme, akademik görevleri ölçütlerine göre yerine getirme gibi okula özgü sistematik beklentiler; dikkat eksikliği ve hiperaktivite güçlüklerinin bireye özgü boyutlarının daha net açığa çıkmasına yol açar.

Okul ve sınıf ortamları kişiye özgü hâkimiyet alanının daraldığı, ortak yaşam alanlarının kurallar çerçevesinde kullanıldığı yerlerdir. Hiperaktivite güçlükleri bulunan çocuklar için özellikle okul deneyiminin başladığı okula uyum günleri ve oryantasyonu hedefleyen sene başı rehberlik hizmetleri altın değerindedir. Dürtüsel davranışlar sonucu akranlarına veya nesnelere zarar verme eğilimindeki çocukların sık ve ölçüsüz ceza ile durdurulmaya çalışılması, okul algılarının olumsuz şekillenmesine ve okuldan kaçmalarına neden olabilir. Bunun yerine; okul-aile işbirliğine dayalı, kapsamlı gelişimsel rehberlik anlayışının ön plana çıkarıldığı okul iklimi hedeflenmelidir. Çocukların bedensel-kinestetik sınırlarını tanıyabilecekleri, doğal ve çevresel koşullara duyarlı, oyun temelli etkinliklerin işe koşulduğu öğrenme ortamları çocukların kendilerini daha iyi ifade etmelerini ve sağlıklı aidiyetler oluşturmalarını sağlayacaktır.

Ders Koçu Rehber
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.