Nâzım Hikmet Ran Kimdir?

15.01.2020
350
A+
A-
Nâzım Hikmet Ran Kimdir?

Nâzım Hikmet Kimdir?

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,

ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum.

 

Hayatı

15 Ocak 1902 tarihinde Selanik’te dünyaya gelen Nazım Hikmet, 11 yaşından itibaren şiir yazmıştır. Yazdığı ilk şiiri denizciler üzerinedir. Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın eline geçen bu şiir çok beğenilir ve kendisi Cemal Paşa tarafından Bahriye Mektebi’ne yönlendirilir.

Yahya Kemal, onun hocasıdır. Ancak annesi Celile Hanım’la duygusal yakınlık kurmaları Nâzım Hikmet’i derinden etkiler ve bu durum üzerine Hamidiye gemisine “güverte stajyer subayı” olarak gider. Askerlik hayatı bu şekilde başlayan Hikmet’in 1920 yılında, aykırı hareketler sergilediği gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılmasıyla bu süreç biter.

Nâzım Hikmet, 1920 yılında Vâlâ Nureddin ile Milli Mücadele’ye katılmak amacıyla ailesinden habersiz olarak Anadolu’ya geçer. Bir süre Bolu’da öğretmenlik yapar. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde, Siyasal Bilimler ve İktisat okur. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kanunisani” sahnelenir. Moskova’da Rus fütüristlerin etkisiyle ilk serbest şiirlerini ve basamaklı dizelerini de bu yıllarda yazar.

Nazım Hikmet, Aydınlık dergisinde yazdığı şiirlerinden dolayı hakkında tutuklama kararı alınır. Bu durumdan kurtulmak için Rusya’ya gider. Oradayken Yelena Yurçenko ile evlenir.

İkinci şiir kitabını 1928 yılında Bakü’de yayınlar. Bu yıl çıkan Af Kanunundan yararlanarak Türkiye’ye döner ve bir süre Hopa cezaevinde kalır. Sonrasındaysa Nazım Hikmet İstanbul’a yerleşip çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazar ve de Muhsin Ertuğrul için birçok filmin senaryosunu oluşturur.

1935 yılında Piraye Altınoğlu ile evlenir. 1938 yılında 28 yıllık hapis cezasına çarptırılır ve 12 sene Ankara, Çankırı, Bursa gibi yerlerde cezaevinde yatar. Buradayken boş durmaz şiirlerini ve oyunlarını yazmaya devam eder.

Hapishanedeyken âşık olduğu Münevver Andaç ile evlenmek üzere Piraye Altınoğlu’dan ayrılır. 1951 yılında Münevver hanımdan oğlu Memet dünyaya gelir.

25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye vatandaşlığından çıkarılır. Bu sebeple birçok ülke gezmek zorunda kalan Nazım Hikmet, Polonya asıllı büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa sayesinde Polonya vatandaşlığına geçerek “Borzecki” soyadını alır. Nazım Hikmet, Türk vatandaşlığına 2009 yılında tekrar iade edilir.

Sanatçı, birçok takma ad kullanmıştır: Orhan Selim, Adsız Yazıcı, Ahmet Cevat, Ahmet Oğuz Saruhan, Ben, Bendeniz, Ercüment Er, Fıkracı, İbrahim Sabri, İlhan Koza, İmzasız Adam, Kartal, H. İhsan, Mahzar Lütfi, Mümtaz Osman, Osman Cemal, Sarı Murat, Süleyman Sabur Ran.

Kendisinin kullandığı takma adların dışında verilen lakaplar ise, “Güzel Yüzlü Şair” ve “Mavi Gözlü Dev”dir.

Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucunda Moskova’da vefat etmiştir.

Edebi Kişiliği

Nazım Hikmet, sanatçı kimliğiyle iz bırakmış ve kendisinden sonraki 1960 kuşağı Türk şiirinin şekillenmesini sağlamıştır. Türk edebiyatı, onunla beraber toplumcu gerçekçi çizgiyi yakalamıştır. Moskova’da tanıştığı gelecekçilik (fütürizm) ve kuruculuk (constructivism) akımlarından etkilenmiştir. Bu sayede de şiirlerinde ölçüyü atmış fakat geleneğin ve divan şiirinin birikimlerinden yararlanarak yeni uyak arayışından vazgeçmemiştir.

Nâzım Hikmet için önemli olan yazdığı şeylerin özüne uygun biçim özellikleri bulabilmektir. Bu illaki Türk edebiyatı geleneklerinden alınmış şeyler olmaz. Farklı kültürdeki biçimler de alınarak kullanılabilir. Ona göre, sanatçı sürekli arayış içinde olan kişidir. Kendini tekrar etmemeli ve özgün olmalıdır. Bu sebeple sanatta değişmeyecek tek şey, toplumcu dünya görüşüdür. Bu çerçevede yazılanlara uygun biçimi bulmak için sürekli değişim yaşanabilir.

Yazmış olduğu eserlerinde; kendi bireyselliği çerçevesinde çeşitli dalgalanmaları yansıtan ruh halini, toplumsal duyarlılığı, Milli Mücadele ruhunu yansıtan destanları, eleştirel tavrı, gelenekselden yararlanarak ortaya koyduklarını, serbest nazım örneklerini, fütürizmi, sinematografik yazış biçimini, hitabet tarzındaki söylemini vb. birçok şeyi görebiliriz.

Nâzım Hikmet’in birçok eseri bestelenmiştir. Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü ve Zülfü Livaneli gibi birçok sanatçı bu besteleri seslendirmiştir. UNESCO tarafından 2002 yılı “Nazım Hikmet Yılı” olarak ilan edilmiştir.

Eserleri

Şiir Kitapları

835 Satır
Jakond ile Si-Ya-U
Varan 3
1+1= Bir
Sesini Kaybeden Şehir
Gece Gelen Telgraf
Portreler
Taranta Babu’ya Mektuplar
Simavne Kadısının Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı
Kurtuluş Savaşı Destanı
Dört Hapishaneden Rubailer
Benerci Kendini Niçin Öldürdü
Kuvâyi Milliye Destanı
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yeni Şiirler
Son Şiirleri
İlk Şiirler
La Fontaine’den Masallar

Oyunları

Kafatası
Bir Ölü Evi
Ferhad ile Şirin
Yusuf ile Menofis
Demokles’in Kılıcı
Kadınların İsyanı

Romanları

Kan Konuşmaz
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim
Yeşil Elmalar

Fıkraları

İt Ürür Kervan Yürür
Temel ile Fadime Fıkaraları

Masal Kitabı

Sevdalı Bulut

Mektupları

Piraye’ye Mektuplar 1-2
Cezaevinden Mehmet Fuat’a Mektuplar
Kemal Tahir’e Mahpushaneden Mektuplar

 

Eğitim Güncesi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.