Nâzım Hikmet Ran Kimdir?

03.06.2021
970
A+
A-
Nâzım Hikmet Ran Kimdir?

Nâzım Hikmet Ran Kimdir?

Nâzım Hikmet Ran kimdir? Nâzım Hikmet hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ile ilgili detaylı bilgi yazımızda!

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,

ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum.

 

Nâzım Hikmet Hayatı

15 Ocak 1902 tarihinde Selanik’te dünyaya gelen Nâzım Hikmet, 11 yaşından beri şiir yazmaktadır. Yazdığı ilk şiiri, denizciler üzerinedir. Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın eline geçen bu şiir, çok beğenilir ve kendisi Cemal Paşa tarafından Bahriye Mektebi’ne yönlendirilir.

Yahya Kemal Beyatlı, Nâzım Hikmet’in hocasıdır. Annesi Celile Hanım’la duygusal yakınlık kurmaları Nâzım Hikmet’i derinden etkiler. Bu durum üzerine Hamidiye gemisine “güverte stajyer subayı” olarak gider. Askerlik hayatı da bu şekilde başlamış olur. Nazım’ın 1920’de aykırı hareketler sergilediği gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılmasıyla bu süreç sona erer.

Nâzım Hikmet, 1920 yılında Vâlâ Nureddin ile Milli Mücadele’ye katılmak amacıyla ailesinden habersiz olarak Anadolu’ya geçer. Bir süre Bolu’da öğretmenlik yapar. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde, Siyasal Bilimler ve İktisat okur. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır.

1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kanunisani” sahnelenir. Moskova’da Rus fütüristlerin etkisiyle ilk serbest şiirlerini ve basamaklı dizelerini yazar.

Nâzım Hikmet, Aydınlık dergisinde yazdığı şiirlerinden dolayı hakkında tutuklama kararı alınır. Bu durumdan kurtulmak için yine Rusya’ya gider. Oradayken Yelena Yurçenko ile evlenir.

İkinci şiir kitabını 1928 yılında Bakü’de yayınlar. Bu yıl çıkan Af Kanunundan yararlanarak Türkiye’ye döner ve bir süre Hopa cezaevinde kalır. Sonrasındaysa Nazım Hikmet İstanbul’a yerleşip çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazar ve de Muhsin Ertuğrul için birçok filmin senaryosunu oluşturur.

1935 yılında Piraye Altınoğlu ile evlenir. 1938 yılında 28 yıllık hapis cezasına çarptırılır ve 12 sene Ankara, Çankırı, Bursa gibi yerlerde cezaevinde yatar. Buradayken boş durmaz şiirlerini ve oyunlarını yazmaya devam eder.

Hapishanedeyken âşık olduğu Münevver Andaç ile evlenmek üzere Piraye Altınoğlu’dan ayrılır. 1951 yılında Münevver hanımdan oğlu Mehmet dünyaya gelir.

25 Temmuz 1951 tarihinde, Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye vatandaşlığından çıkarılır. Bu sebeple birçok ülke gezmek zorunda kalan Nazım, Polonya asıllı büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa sayesinde Polonya vatandaşlığına geçerek “Borzecki” soyadını alır. 2009’da ise Türk vatandaşlığına tekrar iade edilir.

Sanatçı, birçok takma ad kullanmıştır: Orhan Selim, Adsız Yazıcı, Ahmet Cevat, Ahmet Oğuz Saruhan, Ben, Bendeniz, Ercüment Er, Fıkracı, İbrahim Sabri, İlhan Koza, İmzasız Adam, Kartal, H. İhsan, Mahzar Lütfi, Mümtaz Osman, Osman Cemal, Sarı Murat, Süleyman Sabur Ran.

Kendisinin kullandığı takma adların dışında verilen lakaplar ise, “Güzel Yüzlü Şair” ve “Mavi Gözlü Dev”dir.

Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucunda Moskova’da vefat eder.

Nâzım Hikmet Edebî Kişiliği

Nâzım Hikmet, sanatçı kimliğiyle iz bırakmış ve kendisinden sonraki 1960 kuşağı Türk şiirinin şekillenmesini sağlamıştır. Türk edebiyatı, onunla beraber toplumcu gerçekçi çizgiyi yakalamıştır. Moskova’da tanıştığı gelecekçilik (fütürizm) ve kuruculuk (constructivism) akımlarından etkilenmiştir. Bu sayede şiirlerinde ölçüyü atmış fakat geleneğin ve divan şiirinin birikimlerinden yararlanmayı sürdürmüştür.

Nâzım Hikmet için önemli olan yazdığı şeylerin özüne uygun biçim özellikleri bulabilmektir. Bunun illaki Türk edebiyatı geleneklerinden olması gerekmez. Farklı kültürdeki biçimler kullanılabilir. Ona göre, sanatçı sürekli arayış içinde olan kişidir. Kendini tekrar etmemeli ve özgün olmalıdır. Bu sebeple sanatta değişmeyecek tek şey, toplumcu dünya görüşüdür. Bu çerçevede yazılanlara uygun biçimi bulmak için sürekli değişim yaşanabilir.

Yazmış olduğu eserlerde; kendi bireyselliği çerçevesinde çeşitli dalgalanmaları yansıtan ruh halini, toplumsal duyarlılığı, Milli Mücadele ruhunu, eleştirel tavrı ve geleneksel olanı görebiliriz.  Ayrıca serbest nazım örneklerini, fütürizmi, sinematografik yazış biçimini, hitabet tarzındaki söylemleri görmek de mümkündür.

Nâzım Hikmet’in birçok eseri bestelenmiştir. Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü ve Zülfü Livaneli gibi birçok sanatçı bu besteleri seslendirmiştir. UNESCO tarafından 2002 yılı “Nâzım Hikmet Yılı” olarak ilan edilmiştir.

Nâzım Hikmet Eserleri

Şiirleri

835 Satır
Jakond ile Si-Ya-U
Varan 3
1+1= Bir
Sesini Kaybeden Şehir
Gece Gelen Telgraf
Portreler
Taranta Babu’ya Mektuplar
Simavne Kadısının Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı
Kurtuluş Savaşı Destanı
Dört Hapishaneden Rubailer
Benerci Kendini Niçin Öldürdü
Kuvâyi Milliye Destanı
Memleketimden İnsan Manzaraları
Yeni Şiirler
Son Şiirleri
İlk Şiirler
La Fontaine’den Masallar

Oyunları

Kafatası
Bir Ölü Evi
Ferhad ile Şirin
Yusuf ile Menofis
Demokles’in Kılıcı
Kadınların İsyanı

Romanları

Kan Konuşmaz
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim
Yeşil Elmalar

Fıkraları

İt Ürür Kervan Yürür
Temel ile Fadime Fıkaraları

Masal Kitabı

Sevdalı Bulut

Mektupları

Piraye’ye Mektuplar 1-2
Cezaevinden Mehmet Fuat’a Mektuplar
Kemal Tahir’e Mahpushaneden Mektuplar

Eğitim Güncesi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.