Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli: 29 Ekim 1923

28.10.2019
726
A+
A-
Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli:  29 Ekim 1923

Birinci Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış, işgalci devletler tarafından Mondros ve Sevr gibi ağır şartları olan anlaşmalara zorlanarak artık tüm umudunu kaybetmiş, düşmana teslim olmuş bir devlet; Osmanlı Devleti. Diğer yandan vatanını kurtarmak için elinden geleni yapmış, cepheden cepheye koşmuş, umudunu yitirmeyen bir Osmanlı askeri; Mustafa Kemal. Verdiği mücadele sonucunda çetin koşullardan geçerek geldiği İstanbul’da, gördüğü işgalci güçler karşısında, yanındaki arkadaşları umutsuzca söylenirken o “Geldikleri gibi giderler.” diyerek karamsarlığa kapılmadığını göstermiştir. Çünkü aklında hep bir sonraki adımın planı vardır. Yeter ki şartlar olgunlaşsın ve zamanı gelsin. Aklındakileri ortaya koymak için harekete geçmekten korkmaz ve yanındakileri ikna edebilecek mantıklı ve uzun uzun planlanmış düşünceleri her zaman vardır. İstanbul’un işgali karşısında karamsarlığa kapılmadan vermiş olduğu cevabın altında da ileri görüşlülüğü yatmaktadır.

Mustafa Kemal, ilerleyen süreçte ülkenin içinde bulunduğu durumun farkında olarak sağduyulu planları dahilinde, 19 Mayıs 1919’da çıktığı “Milli Mücadele” yolunda, yanında güvendiği ve onun gibi ülkenin kurtuluşu için elinden geleni yapacak vatanseverler vardı.  27 Aralık 1919’da Temsil Heyeti’yle ayak bastığı Ankara’nın bir sığınak ve de ileride kurulacak Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olacağını elbette planlamıştı. Hatta sonrasında bir işgal karşısında Meclis’i Kayseri’ye taşıyabileceğini bile düşünmüştü.

Birinci TBMM 23 Nisan 1920’de kurulduğunda, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olacağı fikri benimsenmiş ama “Cumhuriyet” adı altında bir devlet rejimi olarak benimsenmemişti. Mustafa Kemal’in yaptığı kongrelerde belirtmiş olduğu “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü öylesine söylenmiş bir söz olmasa gerekti. Altındaki anlam; Mustafa Kemal’in planladığı, günü geldiğinde ortaya çıkacak “ulusal egemenliği” ifade etmekteydi.

Her ne kadar vatanın kurtuluşunda ülkenin dört bir yanından ve herkes tarafından destek sağlansa da saltanatın kaldırılmamış olması kafa karışıklığına yol açmaktaydı. Lozan Antlaşması’nın imzalanma aşamasında da rejimin belirlenmemiş olması ülkenin aleyhine bir durum ortaya çıkardığı için bir an önce saltanatın kaldırılması ve ülkenin yönetim şeklinin belirlenmesi gerekiyordu. Buna bağlı olarak 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı. Saltanatın kaldırılması ile İstanbul’daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Son padişah Vahdettin, 17 Kasım 1922’de İstanbul’u terk etti. Böylece, Osmanlı Devleti hukukî olarak sona erdi ve Türk inkılâplarının en önemlilerinden biri gerçekleşerek Cumhuriyet rejiminin benimsenmesi yolunda bir engel ortadan kalkmış oldu.

Bunun üzerine Mustafa Kemal, hep planladığı millet egemenliğine dayalı yönetim şekli Cumhuriyet’in ilanı için harekete geçti. 28 Ekim 1923 akşamı, Mustafa Kemal yakın arkadaşları İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fethi Bey ve Rize Milletvekili Fuat Bey ile Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey’i Çankaya’da yemeğe çağırarak “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” dedi. O akşam masadakilerle istişare yaparak yarın yapılacak inkılâbın arka planını konuştular.

29 Ekim 1923 günü, milletvekilleri ile yapılan toplantının ardından Cumhuriyet’in ilanı kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Karşıt görüşlülerin ikna edilmesiyle ve İsmet İnönü’nün teklifiyle kabul edilen kanun “Yaşasın Cumhuriyet” sesleriyle alkışlarla kabul edildi. 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’ndaki yönetim şeklini yeniden tanımlayarak  “Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir.”  anayasaya eklenmiş oldu. Bununla birlikte “Meclis Hükümeti” sisteminden Cumhuriyet’e geçildiği için Cumhurbaşkanı seçilmesi gerekiyordu. Meclis’te oylama yapıldı ve yüz elli sekiz milletvekilinin katılımıyla Ankara milletvekili Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Başbakan ise İsmet İnönü oldu. O akşam bütün yurda haber verilerek her tarafta gece yarısından sonra bu olayı kutlamak için yüz bir pâre top atıldı.

Cumhuriyetin ilanıyla Türkiye çağdaş uygarlık seviyesine çıkmak için birçok yenilik yaptı. Bu yenilikler hemen hemen her alanda yapıldı. Mustafa Kemal’in öngörüsü, arkadaşlarının desteği ve Türk milletinin gözü karalığı sayesinde çıkılan bu yolda birçok kazanım elde edildi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli sağlam bir şekilde atılmış oldu.

Bizlere miras kalan bu onurlu Cumhuriyetin bugün 96. yılını kutluyoruz. Beraberlik içinde, uygar ve çağdaş medeniyetler seviyesinde nice yıllarımız olması ümidiyle. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar: http://www.atam.gov.tr/

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/10kasim/inkilaplari/siyasi/saltanat.htm

 

Eğitim Güncesi
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.